Dua Teoloji & Doktrin

Uyanık Durup Dua Etmezsek Ne Olur?

Lütfen aşağıdaki bu dört senaryoyu düşünün.

a) Birinci Senaryo:
Sizden bir hastane ziyareti yapmanızı istendiğini düşünün. Bu ziyaret, özellikle ölüm döşeğinde olanları görebilmeniz için özel olarak ayarlanmış olsun. Bu zavallı insanlardan bazıları öyle zayıf ki neredeyse kemikleri gözüküyor. Tenlerinin rengi de atmış ve fısıldayacak güçleri bile yok neredeyse. Diğerleri de bir çok ağrı kesici almış olsalar da açıkça büyük acılar içersinde. Yine diğerleri hiç de hoş olmayan farklı hastalıklardan acı çekmekteler. Bir yataktan diğerine dolaştığınızda hastalara bu duruma nasıl düştüklerini soruyorsunuz. Her seferinde, hasta size bu durumun nasıl başladığını ve kendilerini şimdi yavaş yavaş öldüren bu yaraları nasıl aldıklarını anlatıyor. Şüphesiz ki böyle bir ziyaret sizi, o insanları ölüm döşeğine getiren şeylerden uzak durmanız için çok dikkatli olmaya itmekte etkili olacaktır.

b) İkinci Senaryo:
Ölüm cezasının halen uygulandığı bir ülkeye gittiğinizi düşünün. Ziyaretiniz sırasında sizi bir hapishaneye götürüyorlar ve ölüm cezası almış tüm mahkümlarla tanışıyorsunuz. Tanıştığınız her mahküma aynı soruyu soruyorsunuz: bu trajik sona seni ne getirdi? Her mahkümun size tamamıyla aynı hikayeyi anlattığını düşünün. Böylesine bir ziyaret aynı şeyin size de olmaması için dikkatli olmanızı sağlamada etkili olurdu.

c) Üçüncü Senaryo:
Hristiyanların bir araya gelip, hepsinin aynı ortak şeyi paylaştığı bir toplantıyı düşünün. Hepsi ayartmaya girdi ve oldukça kötü bir şekilde bunlardan çıktıklar. Hepsi acınacak durumda, sefil, ve ruhsal olarak yaralı canlar! Biri bir günah diğer başka bir günahtan yaralı. Yine, bu insanların her birine bu duruma nasıl düştüklerini sormanız gerekiyor. Tek bir sesle hepsi şunun üzerinde birleşiyorlar, “Hepimiz ayartmaya girdik, kötü olanın lanetli tuzaklarına düştük ve işte sonuç bu”!

d) Dördüncü Senaryo:
Eğer mümkün olsaydı, cehennemde lanetli olanların dünyasını ziyaret edip, karanlığın zincirleri altında tutsak yatan zavallı canları gördüğünüzü ve iniltilerini duyduğunuzu düşünün. Bu zavallı canların ne dediklerini dinleyin. Ne diyorlar? Kendilerini bu lanetli yere getiren ayartıcılarını ve içine düştükleri ayartmaları lanetlemiyorlar mı? Böylesine bir acı ve ıstırabın gerçekliği hayal gücümüzü aşmaktadır ancak bu yine de gerçek olmadığı anlamına gelmez. Bu gibi şeyleri düşünüp, yine de ayartmaya girme tehlikesini ciddiye almamayı düşünebilir misiniz?

Süleyman bizlere zinacı kadının ardından gidenler hakkında söylediklerine bakın: “Mezarın dibine indiklerini bilmezler”,[112] “Mezara giden yoldur onun evi”,[113] ve “adımı ölüler diyarına ulaşır”.[114] İşte bu nedenle bu kadar kolay baştan çıkarılırlar.[115] Tüm diğer ayartmalar da aynıdır. İnsanlar ayartmanın ölüme götürdüğü konusunda ne kadar da cahiller. Belki de eğer insanlar buna inansalardı ve ayartmanın kişiyi nereye götürdüğünü ciddi biçimde göz önüne alsalardı daha uyanık ve dikkatli olurlardı. Ne var ki buna inanmak isteyen bir sürü insan var. Ayartmayla oynayıp, sonda her şeyin yine iyi olacağını düşünürler. Bu insanlar Kutsal Kitabın yaptığı unutmuşlar ya da göz ardı etmişlerdir, “İnsan koynuna ateş alır da, giysisi yanmaz mı? Korlar üzerinde yürür de, ayakları kavrulmaz mı?”.[116] Bu soruların cevabı açıkça şudur: “HAYIR! İnsanlar ayartmadan yara almadan, yanmadan, kirlenmeden çıkamazlar.”

Bu dünya ayartmayla doludur. Ayartılıp mahvolmuş birçoklarının trajik örnekleriyle doludur da aynı zamanda. Bu nedenle Kurtarıcı’nın “uyanık durup dua etmeye” yaptığı çağrıya kulak vermek bilgelik yoludur. Bu çağrı hayatidir. Son olarak şunları düşünün. Belki siz de uyanık durup dua etmeye ikna olabilirsiniz.

1) İsa şöyle diyor, “uyanık durup dua edin”

İsa’nın yaptığı bu çağrı üzerine harekete geçmek, sizi ayartmaya girmekten ve günaha düşmekten korumak için Tanrı’nın sağladığı tek yoldur. Bu yolu görmezden gelin ve emin olun ki düşeceksiniz. Bunun sizin başınıza gelmeyeceğini düşünerek kendinizi kandırmayın. Belki de siz, günaha karşı kutsal bir nefret besleyen, uzun zamandır Rab’bin öğrencisi olan birisiniz ve belirli bir günah düşmek için ayartılmanızın kesinlikle imkansız olduğunu düşünüyorsunuz. Fakat, asla unutmayın, “ayakta durduğunu sanan dikkat etsin, düşmesin”.

Geçmişte Tanrı lütfundan bolca almış olabilirsiniz; müthiş deneyimler yaşamış olabilirsiniz; dimdik durmak için köklü bir adanmışlık içinde olabilirsiniz. Eğer uyanık durup dua etmezseniz bunların hiçbiri sizleri koruyamayacak. “Size söylediklerimi herkese söylüyorum”, diyor Mesih, “Uyanık kalın”!.[117] Belki de geçmişteki dikkatsizliklerinize rağmen Rab sizi ayartmaya girmekten korudu. Eğer bu doğruysa Rab’bin sürekli iyiliğinin devam edeceğini varsaymayın. Uyanın ve size göstermiş olduğu şefkat ve sabır için şükredin, ve çok geç olmadan etrafınızı kollayın. Eğer bu sorumluluğu yerine getirmezseniz, o ya da bu şekilde ruhsal ya da bedensel kötülüğe ayartılacaksınız. Kirleneceksiniz. Sonuçların ne olacağını kim bilir ki? Petrus’u hatırlayın! Yahuda’yı hatırlayın!

2) İsa Mesih her an sizi izliyor

Bir ayartmanın size büyük hızla yaklaştığını ve sizin derin bir uykuda olduğunuzu gördüğünde Rab İsa’nın ne düşündüğünü ya da ne hissettiğini biliyor musunuz? Size arka arkaya bir çok uyarı yapmasına rağmen kendinizi böylesine ciddi bir tehlikeye açmanızı görmek onu kederlendiriyor olmalı. İsa dünyadayken, daha ayartma gelmeden onu gözlüyordu. “Bu dünyanın egemeni geliyor. O’nun benim üzerimde hiçbir etkisi yoktur” diyebiliyordu İsa.[118] Bu örnek karşımızda ve O’nun bizleri izlediğini bile bile böylesine ihmalkar olmaya cüret edebilir miyiz? O bahçede Petrus uyurken İsa’nın kendisine yaklaştığı gibi size de yaklaşıp aynı şeyi söylediğini bir düşünün: “Uyuyor musun? Bir saat uyanık kalamadın mı?”.[119] Eğer Mesih sizi böyle azarlasaydı siz üzülmez miydiniz? İsa’nın gökten Sart kilisesine gürlediği gibi sizin ihmalkarlığınıza karşı gürlediğini duysaydınız kendinizi nasıl hissederdiniz?[120]

3) Tanrı uyanık durup dua etmeyenleri terbiye eder

Eğer uyanık durup dua etmeyi ihmal ederseniz sonuçları iki kat daha kötü olabilir. Er ya da geç tabi ki günaha düşeceksiniz; aynı zamanda Tanrı sizden hoşnut olmayacak ve bu yüzden de belki de terbiye edecek. Günaha düşmek kötüdür; fakat Tanrı buna bir derece terbiye ve yargı ekleyebilir. Bu günaha duyduğu öfke ve hoşnutsuzluğu size mutlaka belli edecektir. Düşmesinden sonra Tanrı’ya yakaran Davud’u hatırlayın, “Bayram etsin ezdiğin kemikler”.[121] Rab’bin terbiye edişini hissetmenin ne olduğunu iyi biliyordu Davud.[122] Davud’un günahtan aldığı haz, çok sürmedi. Rab onu gerçekten ve karşılıksız olarak bağışladı ancak yine onu ciddi bir şekilde terbiye etti.[123] Eğer Davud’un örneğini izleyip uyanık kalmayı ihmal ederseniz, Tanrı’nın hoşnutsuzluğuna ve terbiyesine maruz kalmanın acılığını siz de yaşayabilirsiniz.

Son bir söz:
Sizi ayartmaya sürükleyecek hiç bir şeyle içli dışlı olmayın. Kötülüğün her türlüsünden ve kötülüğe giden her şeyden kaçının. Özellikle geçmişte sizin sarsılmanıza neden olmuş her hangi bir şeye karşı da uyanık olun.

“At ya da katır gibi anlayışsız olmayın;
Onları idare etmek için gem ve dizgin gerekir,
Yoksa sana yaklaşmazlar.
Kötülerin acısı çoktur,
Ama Rab’be güvenenleri O’nun sevgisi kuşatır”.
-Mezmur 32:9-10

Yazan: John OWEN